HATIRAM OLSUN

beytepe’ye
öyle yakışırdı ki kar
iptal olurdu sınavlar
buz tutardı ”kaya park”ın oralar
 
belki ”bam”ın oraya kartopu oynamaya çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok götümüz donmuştur
ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
 
hiçbir şey
kapalı bir ”naci” kadar
hüzünlü gelmez insana
beytepe’de
yoksa bugün edebiyatta
sabahlanmayacak mı duygusu çöker tüm ortama
 
kimse turntable çalmaz belki
belki bu ”party” hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
hiçbir penne arrabbiata da
o ”nacho”dakinin
tadını vermeyecek bir daha
çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat italya’da hatta
ama hiçbirinde
o kadar mutlu oturmadım sofraya

BEN FAFAL DEĞİLİM

Dün kafalar biraz iyi olunca kahve falı baktırmaya karar verdim. Bilirsiniz içince böyle gariplikler yaparım hep. Polise şaka yapmış adamım sonuçta. Neyse ne. Sibel adında bir falcı baktı falıma. Keşke Orçun adında biri baksaydı. Öyle olsa ”naber lan orçuntelır?” der ve gecenin esprisine imza atardım.

Neyse ne lan. Önce garson kız kahve falının kahve ile birlikte 10 lira olduğunu söyledi, tamam dedik. Sonra indim alt kata fal için. Tipsiz bir Sibel karşıladı beni. Sibeeeeeeeel diye bağırdım ve elimdeki misketleri yere düşürdüm. Durun lan karıştı hikayeler. Oturur oturmaz sevgili Sibel, ”Fala 30 liraya bakıyorum, sorun olur mu?” dedi. ”Olur a.q. tabii” dedim ben de, ”bana 10 lira dediler.” Meğerse 10 liraya yüzeysel bakıyormuş. Sanki bana sürtünme yoluyla… Tövbe tövbeeee!

Neyse işte fala başladı. İlk cümlesi ”Ahmet’e çok güvenme” oldu. ”Lan nasıl konuşuyorsun sen ya, kankam o benim. Hem ‘sneyl’i de eve bırakmışlığı var” dedim ve suratının ortasına bir tane vurdum. Sonra ”Elif diye biri var. Çok kurnaz, dikkat et” dedi. Bunu duyar duymaz garsonu çağırıp red bull istedim. Tam o sırada KC aradı, ”naptınız o kızla?” diye sorunca telefonu kapattım.

Neyse konuya dönelim. (Bugün bir karar aldım. Her paragrafa neyse ile başlayacağım.) Sibel derin bir nefes aldıktan sonra ”Yurtdışı gözüküyor, yurtdışında yaşayacaksın.” deyince iyice sinirlendim. Çok biliyon demi manyak karı! Demichelis Deniz! Buna fal baktıranda kabahat. Sırf Kabahatler Kanunu’na muhalefet etmemek için sustum. Bana ”senin işletmeyle ne alakan var?” diye sordu. Lan sen soru sor diye mi para verdim ben. Burada soruları denemecan sorar. İşletmeyle bir alakam yok deyince bitirdiğim bölümü sordu, söyledim. Ne derse beğenirsiniz? ”Haa M harfinden o zaman” dedi yaa. Kan tepeme sıçradı. Oysa kadın bilmiş yani. Şimdi farkettim. İşletme benim bitirdiğim anabilim dalı anasını satayım. O kafayla çözemedim. Çok ayıp oldu kadına. Bugün gideyim de özür dileyeyim. Kollarımı açaydım da getme diyeydim. Bileydim, senin için ağlar mıydım, bileydim. Blade 2. Bıçağın İki Yüzü.

Neyse, biraz daha anlattı bu Sibel. Anlattığı bazı şeyleri hem burada söyleyemem hem de hatırlamıyorum ki tam olarak. Siz siz olun alkollü alkollü fal baktırmayın.

FERMAN

*Bugün herkes post girecek.

*Girmeyenler yazarlıktan atılacak.

*Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak.

*Bu fermanı okuyan herkes hemen fermanı imha edecek.

 

PS: Ferman da evlenmiş bu arada. Fergan Mirkelam ise Aysen Sabancı ile birlikteymiş. Duyanlar duymayanlara ANLATsın.

PS#2: Facebuğu naptın sneyl? Facebuğ Türkeş.

 

 

Kamuoyuna Duyuru

Kadrosunda kırmızı japon balığı ve bendeniz japon konsolosu gibi iki japonu barındıran bu güzide blogun Fifa Kadınlar Dünya Kupası’nda taraf olmaması ve şampiyon olan Japonya için bir kutlama mesajı yayınlamaması beni derinden etkilemiştir. İş bu nedenden ötürü bloga erişimimi 3 günlüğüne durduruyorum. Eğer 3 gün içerisinde sayın admin bu konuya bir açıklık getirmezse gerekeni yapacağımı sizlerin huzurunda açıklamaktan kıvanç tatlıtuğ.

Saygılarımla

JK

sorunumun ne olduğunu buldum

dostum benim en büyük sorunum ne biliyo musun? kafamın kıçımdan büyük olması zannediyosan değil. sürekli geçmişle yaşamam ve geçmişle bağımı bir türlü koparmamam, daha doğrusu koparmak istememem başıma büyük işler açıyo. acıyla beslenen bi yapım olduğu için midir nedir hata yaptığımı bilmeme rağmen engellemiyorum bu huyumu. huyum kurusun. bye!

dün alt devremi aradım

ama 250 kişiden bulman çok zor dedi göt onbaşının teki. kes lan dedim ve gazinoyu bağlattım. bağır lan sineyıl diye dedim telefonu açan göte. hâlâ bana diyo taburunu bilirsen daha rahat ulaşırsın. ulan dedim rütbeni bil göt lalesi, jandarma çavuşla nası konuşuyosun sen. meğersem konuştuğum korgeneralmiş. işte 3 gün oda hapsi + ağırlaştırılmamış müşerref cezası aldım.

hücreden not: bu yazıda noktalama işaretlerine önem vermedim. zira noktalama işareti olarak ”A.Q” söz öbeğini kullanıyorum 4 aydır.

hücreden not#2: bu manyağın taburunu bilen yazsın.

Öğrenilmiş Çaresizlik

Bir gün, bir köpekbalığını bir akvaryuma koyuyorlar. Yanına da küçük bir balık. Köpekbalığı deliler gibi aç. Ama köpekbalığı ile küçük balık arasında köpekbalığının göremediği bir cam var. Köpekbalığı, küçük balığa ulaşmak için yaptığı her denemede kafasını cama vuruyor ve acı çekiyor. Uzun süren denemelerden sonra bakıyor ki her defasında başarısız oluyor, denemekten vazgeçiyor ve başarısızlığı kabulleniyor. Daha sonra, köpekbalığı ile küçük balığı akvaryuma koyanlar aradaki cam bölmeyi kaldırıyorlar. Ancak başarısızlığı kabullenen, çaresizliği öğrenen ve acıyı tadan köpekbalığı, tekrar acı çekmekten korktuğu için, her şeyden çok istediği balığa ulaşmak adına hiçbir şey yapmıyor. Arada hiçbir engel olmamasına rağmen… Aslında arada bir dış engel kalmıyor ama köpekbalığının içinde hâlâ bir engel var. Tekrar kaybeden olmaktan korktuğu için bir adım bile atamıyor.