Dec 292011
 

Saat 04:50.. Ofiste oturuyorum. Evet, çok değişik saatlerde çalışıyorum ben. Coldplay – Amsterdam çalarken hüzünlendim. Dur bir yazı yazayım ben dedim. Heyt be ne günlerdi, ne eğlendik ha Amsterdam’da dedim. Şaka üç yana, duygulandım hakkaten. Şarkının sözlerini anlamıyorum şu an ama çok içli söylüyo şerefsiz CM. Gerçi biraz kulak verince anlaşılıyormuş sözleri. Yine de içli söylüyo köftehor. Heyt be ne günlerdi dedim. Aldım kağıt kalemi elime. Böyle yazayım dedim. Böyle daha zevkli oluyo çünkü. Bazen o kadar uzun zaman oluyor ki elime kalem almayalı. O bakımdan yazım aslında bu kadar kötü değil. Bloga yazarken buradan geçireceğimi varsayarsak bu cümleleri atlarım. Varsaymaz amca.

Şu yılbaşı gelse de kardeşlerimle görüşsem. Kardeşim nasılsınız yaaaaa?

Bye. Elim ağrıdı lan. Hemen parmağım acıdı. Orta parmağım. Kaleme değen kısmı var ya! Hah! O işte.. Anladınız siz. Sonuçta minicik ellerim var. Ulan ne prim yaptım o ellerle de! Heyt be ne günlerdi..

 

“Vaaay Corvus Corax dinleyen birini bulmak ne kadar güzel” demişti genç kız. Bilmiyordu ki Last.FM radyosuna folk metal yazıp dinlediğini. “Ne sandın” demişti erkek. “Corvus’a  gidek mi, tanıdık da var beleş bira içeriz” dedi genç kız. Beleş biralara karşıydı ama erkek. Sanırım beni başka bir erkekle karıştırıyor olmalı diye düşündü. Hem Last.FM’den kızla mı tanışılırmış canım hiç dedi. En son 5 sene önce bir kızla tanışmıştı oradan. Onun da sonu pek iyi bitmemişti. Hele Bi Gel diye şarkı söylemişti kız. “Ne gidecem yæ para mı var” diye gitmemişti erkek. Last.FM müzik dinlemek için güzel ama tanışmak için kötü. Last.FM’den bir sürü gözü olan bir kızla konuşmak güzel ama ağladı mı kötü. Bye.

 

Bir kız bir alfabe yazmıştı bana eskiden. Birkaç sene önce falan. Nasıl olduğunu anlatmicam ama çok uzun şimdi. Uğraşamam hiç. Ballı limonlu çay güzel oluyor deneyebilirsiniz. Onun dışında da bir şey yok açıkçası. Bu gece içerim ben. Belki o zaman yazarım uzunca. Reader da birikmiş çokça. O da okunmuyor ne zamandır. Sadece skhizein başlığını takip ediyorum. En sevdiğim. Bye.

Oct 282011
 

Sakız adı olanından. Bi’ kız olsa, o sakızı çok sevse.

Aşk…Love is…

kağıtlarından bir tanesini çok sevse özellikle.

Sonra ben gidip bir sürü şıpsevdi kutusu alsam,

O’nun yanına gitsem,

Birlikte bütün sakızları açsak,

O’nun o çok sevdiği kağıdı bulana kadar.

Güzel olmaz mıydı?

Olurdu bence.

Oldu.

 

Lisedeyken bir tane t-shirt yaptırmıştım. Red Hot Chili Peppers tişörtü. Önünde RHCP logosu, logonun içinde bir tane biber.. Arkasında da “WE ARE THE RED HOTS” yazıyordu. Kızılay’da yürüyorum bir gün. Karanfil’in oradan geçiyorum. Bir tane kız önümde durdu. “Ya bu tişörtü nerden aldın?” dedi. “Kendim yaptım, Red Hot Chili Peppers.” dedim artist bir şekilde. “Hadi yaaa. Evet biliyorum Red Hot Chili Peppers olduğunu o yüzden sordum ama çok güzel olmuş ya. ” dedi. “Kendim yaptım.” dedim yine. Sonra gitti. Halbuki şu an aşık olabileceğim bir profili tamamlıyordu o kız. Red Hot Chili Peppers seviyordu belli ki. Bir daha nerde bir kız yolumu kesecek de yaa tişörtün çok güzelmiş RHCP bu dicek. Yok öyle bir şey.

15 gün önce falan kot pantolon almaya gittim. Beğenemiyorum kolay kolay. Neyse bir tane beğendim. Beli falan tam oldu ancak paçası uzun biraz. Yani “biraz” derken, kısalttırsam mı yoksa böyle de idare eder mi lan acaba arasında gidip geliyorum. Geldi bizim oğlan. Ya bu zaten polipitilen kumaş olduğundan oturunca diz tarafından çeker paçası tam olur dedi. Haa tamam o zaman dedim aldım ben. 15 gündür giyiyorum ben bunu, oturup kalkıyorum da. Hiç öyle bir şey olmadı. Sonra düşündüm, aynı kotu başkası giymiş olsa, paçaları ona kısa gelse, bu oğlan yine gelip şey derdi.. Bunun kumaşı piliepiliktik olduğundan bu giydikçe esner, paçalar tam kıvama gelir. Haa tamam o zaman diyip alırdı o başkası da.

RHCP ile başladık RHCP ile bitirelim. Ekşi Sözlük’te de yazdım, (nickimi isteyen bulsun lan hadi bakalım) bu adamlar seneye Türkiye’ye gelmezse Paris konserlerine gideceğim. Kendi kendime söz verdim. Sonisphere 2012’ye gelecekler dedikodusu var. Bence bunlar gelmesin. Foo Fighters gelsin. Onlar da aradan çıkar. Coldplay de gelecekmiş İstanbul’a diyollar. Haa tamam o zaman diyip inanırım ben de. Polinom kumaş sonuçta bu.

Bayadır yazmıyormuşum bloga. Yeni farkettim desem yalan olur. Baya da yazmam zaten.

Hadi bay.

 

 

Sep 232011
 

Hala yazacak havamda değilim.

O yüzden Teyze yazıyorum.

Sep 152011
 

Bu da ikinci paylaşım olsun hadi.

 

Bu videoyla geri dönüşümü  yapıyorum.

Jul 132011
 

Dün odamda geniş çaplı bir temizliğe gittim. Çok iyi oldu, çok da güzel iyi oldu. Neler buldum neler. Bir tanesini şimdi burada paylaşmak istiyorum. Bunu okumamıştım ama yazarken okumuş olcaz. Belki ileride nostaljik paylaşımların devamı gelir…

sneyl & 11 (15.10.2007)

11: Çrş günü ulusa gidip cevher lab. için gerekli ekipmanları alalım.
sneyl: Doğru dedin de, sıhhıyeden de alabiliriz belki, otoparkın altından. Ya da farketmez.

11: Sıhhıyede olmaz kanımca.
s: O zaman ulusa gideriz. Bu kadar basit. Çok uzatıyosun ya!
11: Pardon..
s: Bu mu olcak meşgale?
11: bi süre götürür bu bizi..
s: İyi günler.. İmza geliyo..
11: üzülme. ulus dedik de aklıma geldi. Türk Telekom – BJK Cola Turka maçına gitmediğim için bin pişmanım şu an.
s: ayağa kalkıp imza kağıdını vermen yersiz. çıkmam gerek bye.
11: tmm chaw.
s: mukavemet dersi görüyoruz. aynı yemeğin ısıtılıp ısıtılıp tekrar sofraya konması gibi bişey bu.
11: saçma bi örnek. ama zaten mukavemeti nasıl geçtiğimi bilmiyorum. bundan da kalmazsam iyidir. ayrıca bir kelime “muka” diye başlıyorsa bu kelime kesinlikle mukavemet olmamalıdır. ne olacağını da tahmin edersin eşek değilsin ya!
s: mukadderat olabilir.. çok yaklaştım ama “rat” hecesiyle yanlış yaptım. buradan adı mukadde… ile başlayan insanların fareye benzeyebileceği düşüncesine kapılabiliriz diye düşündüm ama çok saçma olduğuna karar verdim ve cümlenin o kadar uzun olduğunu farkettim ki adeta nefesim yetmedi.
11: bu işin nefesle ne alakası var ki. sen de gün geçtikçe zekasızlaşıyosun ama ya! şu an çıkmam lazım bi yemek yiyip geliom.
s: ok afiyet olsun. gelince haber et.
s: o değil de 2. derse gircek miyiz?
11: olm imza kağıdında tek box var. şimdi farkederse ilk derste attığımız imza da güme gidebilir.
s: nasıl güme gidecek ya. sınıftakilere bizi sorup imzalarımızı mı silecek mal!
11: ağzını yüzünü dağıtırım lan senin! o zaman 2. derse kimse girmez.
s: girmesin, illa gir diyen mi var onlara! ders dinliyo herkes. senin gibi oturmuyo boş boş. GERİZEKALI!
11: onu iyi dedin bak. ama dinliyolar da noluyo. kimse bi bok anlamıyo. bravo suphi!
s: ya sen aptal mısın bi onu söyle rahatlicam. bi bok anlayıp anlamamalarının imza ile bir ilgisi varsa bunu bana bi açıkla.
11: insanları rencide ederek kendini yüceltemezsin. 21 yaşına geldin hala öğrenemedin. mal mısın nesin anlamadımki.
s: her şeyi çok biliyon doğru yazıyosun da “ki”yi niye ayrı yazmıyosun?
11:  ayrı yazdım da boşluğu kısa tutunca belli olmamış. ben istedikten sonra hayatta yazım ya da noktalama hatası yapmam. “morla the zevzek one” mısın nesin?
s: özür dilerim. hadi artık ara versin. bu konuşma burada biter ve ben çekip giderim.
11: zekasız olduğunu kabul ettikten sonra istediğin yere gidebilirsin.
s: tmm chaw.

Jul 082011
 

© 2011 Uygunsuz Icerik Suffusion theme by Sayontan Sinha