”o parkın içinden geçiyosun, gitgide küçülerek.
önce omuzlarından başlıyorsun yok olmaya
sonra ayakların götürüyor seni sonsuz ayrılığa”

uyduruyo olabilir miyim??
çünkü giderken arkandan bakmadım.
gittin mi onu bile bilmiyorum.
şaka şaka
bugün gidip baktım ayrıldığımız yerde değilsin.
sen gitmedin ki aslında.
içimi sökmek istedin ya hani beni bağıraa bağıraa ağlatmak istedin.
sinsice olmasın gidişin dedim ya
benim canım nerde??
naptın lan ona bok herif..!!!
o beni çok severdi, hiç kıyamazdı.
kalbim acıyo derdim
yerim kalbini derdi…
hava mı soğuk??
yüreğin neden soğuk?
geri dön lan bana..!!!

biri sana gel deyince neden hemen gidiyosun aşkım ?
salak mısın sen?
aklın yok mu senin..???
gidiyosun ama beni unuttun..!!!!

”mutluluk oyun sandığın bir yalandı aslında
kime güvenirsen o bir kez daha vurur seni sırtından
yokluğuna alışılması gereken birşeymiş gbi bakarsam
ya çok gözyaşı dökmem gerekir ardından
ya da sessizce gemileri izlemem
koca İstanbulda………..”’

(ekteki temsili resim değil biliyosun sevgilim :) )

 

ohaaa sneyll.!!!!
kadim dostum yanıma geliyo. deli şey, tabikide 24 ocakta birlikteyiz…
çünkü biliyosun ki hiç bir doğumgünümüzü ayrı geçirmedik 7 yıllık ahbaplığımızda..
İstanbul’a çıktığına o kadar sevindim ki. Yani birbirini haftada 3 kez görmeye alışmış insanlar olarak zaten fazlasıyla ayrı kalmıştık caniğkom :) :* (böle miydi öpüjük smile)

bu arada benm gbi cahilin önüne excel tablosu koyarsanız bende onun amuğa koyarım. Beceremediğim gibi bide iyice bozdum kaç gündür yaşıyorum öğrenemedm. Ama takvimden sayıp bende yazıcam. Holley..!!!

Shht baksanıza… bide ben terkedildim lan :S

edit: 8038 lan yaptım… yapıcammmm..!!!

 

Bizim berber amcalarımız vardı. Pantolonlarını meme uçlarına kadar çeken, ciğerleri ötüm ötüm öten.. Saçlarımızı keserlerdi, kesilen saçları israf etmez eşlerine verir kazak ördürürlerdi.
Bigün apansız çeker giderlerdi. Dükkanlarının önüne gider bi umut hala orda mı diye bakardık. ‘Taşındık’ bile yazmazdı hayvanlar. Hayvanoğlu hayvanlar!! Sadece camın eski gastelerle kaplandığını görür, hangi tarihe ait o gün neler olmuş diye gözlerimizi iyice açardık okuyabilmek için. Az önceki duygusallığımızdan eser kalmamış öküzler olarak çeker giderdik..

naber? (doktoooor doktooor)

Bizim ilkokul öğretmenlerimiz vardı. hep aynı saç şekliyle ve aynı elbiseleriyle hatırladığımız. incecik yaşlı parmakları olurdu. kulağımızı çektiklerinde o parmakların neden o kadar soğuk olduğunu düşünürdük.

naber? (doktoooor doktoor)

Bizim kemalettin tuğcularımız vardı. bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı.. (yılmaz mordoğan)

iyi ya n’olsun…

Sigaram mı bitti? saat 11:40 tan beri teoman-doktor şarkısını dinliyorum. hala sözlerini algılayamadım. bi yerden sonra bağışıklık sistemini güçlendiriyo böyle şarkılar. hissetmiyosun sözlerini. Aklımdaki tek kalıp: ‘doktooor doktooor’
Sevdim, sevilmedim..
Gece kafam çok iyiydi Cihan Ceylan’ı aradım. Naber dedim. İyidir, sen? dedi. kafam dönüyo dedim. Yüzüstü yat elinede bi poşet al dedi. Neden demedim… diyemedim. Dilim varmadı.
İyi içicidir kendisi, taksimde 4 bira içtikten sonra bile bana meyillenmediğini görmek gurur verici.. Düşündüm de çokta iyi bişey değil lan bu. İkilemde kaldım, çeliştim şuan. Bu konuya daha sonra karar vermek en doğrusu.
ha ne diyoduk
Bizim Cihan Ceylan’larımız vardı. Pantolonlarıyla meme uçlarını kapatmaya çalışan.. Ya da o başkasıydı.. Bilemedim şimdi. Biri gelip media playerımı düzenlesin. @Sneyl, kadim dostum bunu sen yapabilirsin. Ama senden ricam, dinleyince insanın aklına helikopter çekimi ağaçlar arasında kayıp giden station vagon arabalar gelmesin. Heeeey Culii gibi…

Bi de şu html zımbırtısını nası yapcaz biri göstersin ya. Cihan Ceylan etiketi yapamadım şurda.
Mual mıyım? Değilim..

 

uygunsuzun istanbul ayaaa olmaya karar verdim canlar. uykusuz, uygunsuz derken işte baya d.şahhklı bi yorumcu oldum. ersine el sürdüm, umuta dokandım vs vs böyle böyle mükemmel bi insan oldum. bu arada ne zaman can oldunuz ne zaman can oldum bilemedm.
Bide içimizden biri askere mi gitti? neyin sayımındayız. nedir yani?
bu önyazı.. devamı geliyirrr.. bu kez gerçekten lan!

 

kovmamışsınız lan. sağolun lan. sokarın lan, kovarsanız kovun hatta ben istifrar ediyorum.
şaka maka bugün aklıma geldi ödüm koptu olum. dedm bunlar basmıştır tekmeyi bana. hadi yazar olarak girip iki satır yazmıyosun bari insan olda blogta neler yazılıyo bi onu oku. itim ben, itin beni.

niye çoğul konuşuyorum ki bu sahifenin sahibi sneyl. oda kadim dostumdur kolay kolay atmaz bnei yazarlıktan. yani aklına gelmiştir mutlakada aybolmasın diye sesini çıkarmamıştır.

sağol la sneyl. iiki la iiikiiiii… :wiz: :wizkerewiz:

 

sAdam sade, yanındaki kız arkadaşıysa sütlü kahve istemişti. İçi acıdı. İşi buydu, getiremem diyemezdi. Ama önce tuvalete koşup ağlamalıydı. Öylede yaptı…

‘geçip gidiyordu zaman.. sensiz ve sebepsiz.’

Alışmıştı gerçi bütün bu olanlara, yokluğa yalnızlığa. Tek başına bırakmıştı onu bu dünyada. koskoca bir kalabalıkta tek başınaydı. Sanki dizleri kanıyordu öyle bir düşmüştü. Hayatın bu kadar kötü olabileceğini hiç düşünmezdi, hiç beklemezdi. Hangisi daha kötüydü acaba. Terketmek mi yoksa terkedilmek mi. İkisinide yaşamıştı, ikinide görmüştü.

‘bir sen yoksun sevdiğim, herkes burda.. şu saçmasapan vazo bile burda ama sen yoksun’

Ayakta durmak basitti. Ama tutupta birgün bir çift gelip biri sütlü biri sade kahve istedi mi, işte o zaman herşey zordu. Çok değil 2 ay öncesine falan gitti. Sinemaya gitmişlerdi. Sürekli giderlerdi zaten, ikiside çok severdi. Başlayana kadar birşeyler içmek istediler. Her zamanki gibi sütlü içmişti kız kahvesini. Adamda her zamanki gibi sade. Kız, çok sonralar öğrenecekti kahveyi sade içmeyi.

‘ağlamak seni bana geri getirmez ki, gülmek acını dindirmez ki…’

İşe başlamak iyi gelmişti aslında. Zaman daha hızlı geçiyordu. İşte arada böyle şeylerde olabiliyordu. Aklı, kalbi hep aynı yerdeydi. Hayatı bölünmüştü orası kesindide işin içinden nasıl çıkıcaktı. Ya da onu terkeden adam geri gelseydi şimdi, pişmanım deseydi, diz çökseydi, gözlerinin içine bakıp ;’affet’ deseydi o zaman ne olacaktı. Affedecek miydi sanki. Nasıl kabullenecekti.
Zaten böyle birşey asla olmayacaktı. O adam bir daha dönmeyecekti hatta hiç pişman değildi. Herşeyi unutmuş gülüyordu…

‘bu son değildi sevgilim, son karşılaşmamız değildi. Bu hayat seni bana geri getirmeli…’

Böylesi zamanlarda kaçıp gitmek isterdi hep. Sığınacak, ağlayacak bir omzu vardı. O hep orda kalacaktı. ‘Aslında o öyle sanıyordu.’ Yine ona giderdi. yine orda ağlardı. Ama artık öyle bir omuzda yoktu. ona bu dünyadaki en büyük alçaklığı o omuz yapmıştı zaten. Bir daha güvenip herhangi bir omuzda ağlayabilir miydi sanki..

‘bir daha gülmem, gerçekten iyi bir sebebim olana kadar, sen dönene kadar gülmem’.

Bir gözü hep kapıdaydı. Aslında o kadar iyi biliyordu ki asla gelmeyeceğini… Yine de gözü hep o kapıdaydı. Hayalini kuruyordu, bir gün gelecekti kollarının açacaktı sadece, başka birşey söylemesine gerek yoktu. Ve sonsuza kadar mutlu yaşayacaklardı. İşin aslı böyle bir şeyde asla olmayacaktı, o adam asla geri dönmeyecekti. Mutluydu..

‘nasıl geçecek bu zaman. ah bir dönsen. Kaç şarkı yazdım sana kaç şiir besteledim..’

Yasak olan neydi, kimdi. sen bana yasak mıydın. seni kim yasaklamıştıda kaçmıştın. Yalanlar yalanlar. Her sözü yalandı, öylesine yalancıydı ki artık kendi bile farketmiyordu yalan söylediğini. Kıza da böyle yapmıştı. ‘Bekle’ demişti giderken. ‘Bekle mutlaka geleceğim’… Hatırladıkça kızıyordu kendine kız. Nasıl inanmıştı böyle bir yalana. Aslında sebebi basitti. İnanmak istiyordu. Tüm benliğiyle, tüm hayatıyla, tüm yaşanmışlıklarla inanmak istiyordu. Yoksa kim inanırdı ki böyle aptal yalanlara..

‘ne istedin ki, ne istedim ki senden dönmedin. Hala burdayım, bekle dediğin yerde’

Herhalde söyleyecek çok sözü yoktu ki pek konuşmamaya başlamıştı. Neye kızgın olduğunu bilmiyordu artık. Ama yalanlar vardı her bir yanında. Çamurlar çirkefler içindeydi. En sevdiği gitmişti, en sevmediği gitmişti, kardeşi gitmişti, umutları gitmişti, gözyaşları gitmişti. Dahada yolu vardı.. Ama artık yalanlara tahammülü yoktu. Terkedilmeyede. Neden bırakmıştı. Şimdi kendini başka aşkların kollarına atamaz mıydı sanki. Herşeyi unutamaz mıydı..
Yapamazdı, böyle alçak olamazdı. Onlar gibi olamazdı…

‘bırakma beni insanlar kötü, bırakma beni korkuyorum!..’

bu hikayede çok ağlak olmaya başlamıştı. Sadece başında bir mesaj vardı, gerisi konuşupta konuşamayan bir kızın kalbiydi. Aslında o hiç kimseye hiç birşeyi anlatamamıştı, Kimseye bir şey katamamıştı, yalanlar çoktu, insanlar kötüydü… Mutluluk aslında yoktu, herşey anlıktı.
Dostluk yoktu, kardeşlik yoktu, inandığı hiç bir şey yoktu artık. Yıllarca boşa inanmıştı bunlara. Bir tek onun gibisi yoktu bu dünyada, eğer aşk dedikleri doğruysa…

seni düşünürüm, gecemi aydınlatan gözlerini bir de’

Hikayenin bir sonu yoktu, işin aslı bu da bir hikaye değildi, yaşanan herşey gerçekti. Kahve bile..!
O adama ne oldu biliyor musunuz.
‘Bir daha hiç geri dönmedi…’

——–
‘beni bekle dedi gitti. Ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi’
özdemir asaf

 

Bu başlıkla birlikte gelen türü belli olmayan hikaye. Lan zaten biniyorum 318 Bağcılar otobüsüne oturucak dirhem yer yok. Yeni yeni cevherler keşfettim kendimde. Bir sonraki durakta inicek olanları 15 cm uzaktan tanıyorum artık yanaşıyorum koltuklarına onların kalkmasıyla oturuyorum hemen.
Bu olayın olağan kısmı. Ama benim otobüste en sevdiğim yer ilk koltuklaardır. Fazlasıyla normal bir adam bana centilmenlik yapıp yer vermek isteyince yok dedm. ‘Ben şoförün arkasını severim’ gibi bi cümle çıktı ağzımdan. Bir ağızdan böyle bişey nasıl çıkar Allahım ya.. Söyliceğim tek şey ön koltukta oturmak istediğimdi.. Nalet gitsin.. 67 çift göz bakışın arasından indim otobüsten.
ve gittim..
Çok utandığım için burdan paylaşmak istedim. Nasılsa kimse tanımaz etmez. hergün ayrı bir rezillik. Damat arabası yolda mı kalır lan.. uffff.. onu da söyliciğim onuda….

 

Bende yazarım derken bloga yazarım anlamında. Hani bildiğimiz yazarlık değil yani. Aslında düşününce öylede oluyo. Durup dururken mantıklı cümle kurdum ya..
Kaç vakittir takip ettiğim blogta yazmakta ne hoş bi’şiymiş.. Sevdim bu durumu. Girişe basıyorum hooop yazıyorum tabikide..
Daha çok görüşüciiiz….
Kısmet.. :/

© 2011 Uygunsuz Icerik Suffusion theme by Sayontan Sinha